Gündemin üstüne bir kara bulut çöktü. Adı Wikileaks…! Diğer bir deyişle; diplomasinin magazin hattı da diyebiliriz. Ülkelerin ve liderlerin mahremiyetleri ayaklar altında sürünürken, dedikodular ya da gizlenmiş gerçekler almış başını gidiyor.
‘Takke düştü, kel göründü’ diye bas bas bağırıyor, gazete dağıtan çocuklar…
Biri ona ne demiş? Öbürkü diğerinden pek hazzetmezmiş… Şunun kendisi botokslu, bunun eşinin estetikten mimikleri iptal… Birinin katıldığı düğünde paralar uçuşmuş ve hatta gelin 5 kilo altının altında ezilme tehlikesi geçirmiş… Dengesiz birinin Ukraynalı hemşire sevgilisi varmış… Teflon kafa biri tın tınmış… Paranoyak olan öteki çok tehlikeliymiş, falan filan…
Şu sıralar kriptolar, her yerde… Elini çarpsan bir kriptoya çarpıyor…! Hatta şifresi çözülmüş bu kriptoları tuvalet kâğıdı olarak bile kullanabilirsin.
Güya gizli ama artık suyu çıkmış kriptolarda; cilveleşen ülkeler ya da tam tersi aba altından sopa gösterenler hatta sopayı göstermekle de kalmayıp kavgaya girişmiş olanlar, kimi ararsan var… Bu kriptolar sayesinde; ülkeler arası aldatmalar, entrikalar, hırsızlık, gasp, şiddet aklına gelen ya da gelemeyen her şey sızıyor… Dev bir lağımın patlaması ve ortalığı, ismi lazım değil, bir şeyin götürmesi gibi… Koku da yanında cabası…!
Söylenene göre en az birkaç ay daha sızıntılar devam edecekmiş. Etkisi de artık bir on yıl sürer.
Bütün bu olanlar ve olacaklar karşısında ise ben nedense şaşırmıyorum. Ama itiraf ediyorum gülmekten de alamıyorum kendimi.
Eskiden dünyayı kişilik bozukluğu olan bir insana benzetirdim. Çok sayıda karakteri içinde barındıran ve ne yaptığı belli olmayan, gizli kapaklı iş çeviren bir insan… Bir gün öyle, diğer gün böyle…! Çoğu zaman pasaklı, etrafına zarar veren, döküp saçan sonra da toplamayan haylaz bir çocuk gibi… Kimi zaman da her şeyi görmezden gelen ve yerinden kımıldamayan huysuz bir ihtiyardan farksız…
Şimdi ise dünyanın haline bakınca içimden gülmek geliyor. Çünkü artık dünyayı tedavi görmeye başlayan bir ruh hastasına benzetmeye başladım. Üstelik beklenilen aksine hızla iyileşiyor da...! Dürüstlüğü öğrenmeye çabalıyor, yeni dünya… Nuh Nebi`den kalma, kendi kafasından uydurduğu kuralları bırakmış, özgürlüğün ne demek olduğunu fark ediyor artık…
Bundan sonra ne mi olacak?
Her kafadan bir ses çıkıyor. İnancım o ki, bu defa felaket tellalları ilk kez yanılacak. Ve hatta onlar da şaşıracaklar, bu duruma.
Gelelim, benim senaryoma...
Çok uzak olmayan bir gelecekte şimdiye kadar benzeri görülmemiş büyük bir devrim yaşayacağız hep birlikte… Ülkelere, dinlere, ırk ve mezheplere bölünmüş insanlar için bütün sınırların kalkacağını göreceğiz. Sınırlar kalkınca savaşlar da ilelebet bitecek, tabii… Barış içindeki insan, kendisiyle de barışınca, birey olarak ön plana çıkacak. Böylece bir grubun arkasına sığınmadan, kendisini ifade edebilecek güce kavuşmuş insanlara dönüşeceğiz. İnsanoğlu etrafındaki her şeyin varlığına saygı duyarak, ama özgürce, yaşamayı seçecek bence... Ve bu seçim zorlama ya da dayatma olmadan kendiliğinden gerçekleşecek…
Belki de Maya’ların belirttiği 22 Aralık 2012 takvimi dünyanın sonu değil, insanlığın yeniden doğuşu olabilir. Zamanların sonu olarak belirtilen bu tarihte, artık dibe batmış insanlığın yükselişini göreceğiz belki…
Kimine göre bu çizdiğim tablo bir hayal olabilir. Ama John Lennon’a göre değildi. Benim için de öyle…! Tıpkı ‘Imagine’ şarkısının sözlerinde anlatıldığı gibi… “Bana hayalci diyebilirsin. Ama ben tek değilim. Umarım bir gün sen de bize katılırsın. Ve böylece dünya yekvücut olarak yaşar…”
Bu yazının başında, ‘Gündemin üstüne bir kara bulut çöktü.’ demiştim.
Bu yazının bitiminde, görüyorum ki; gündemin üstündeki kara bulut değil, yanan maskelerin dumanıymış…
İşte son gelen haberler…!
WASHINGTON, wikileaks’in kurucusu için "Assange bir anarşisttir ve gazetecilere tanınan hak ve korumayı hak etmiyor.” dedi.
Önce serverin fişini çektiler. Sonra wikileaks.org tarih oldu… Ama yine de wikileaks durdurulamıyor…!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder