5 Aralık 2009 Cumartesi

GÜNE BAKIN


Ayçiçeklerinin güneşle dansını izlemeyi oldum olası sevmişimdir. Aralarında hiçbir zaman kavuşamayan âşıklar gibi sonsuz bir tutku olduğunu düşünüyorum...
“Günebakan” derler, ayçiçeğine…
Güneşe kavuşabilmek için gökyüzüne umutsuzca uzanan bir çiçektir o… Her gün, tekrar ve tekrar, bıkmadan usanmadan yaşar aşkını…
Eğer kanatlanıp uçabilme şansı olsaydı, mitolojideki İkarus gibi sonu olurdu eminim... İkarus güneşe o kadar çok yaklaşır ki, balmumundan yapılan kanatları erir ve ölüme doğru düşer...
Merak ediyorum; güneşe en yakın olduğu o anda, ne hissetmiştir?
En yakın olduğu o an, sonsuza dek uzaklaşmaya başladığı andır aslında… Belki sırf o an için bunu yaşamaya değer, kim bilir…

Uzun ve sıkıcı bir hayatın içinde görülmeyecek kadar küçüktür, an... Ama tek bir an bile, bomboş geçen hayatı anlamlandırabilecek güçtedir.
Ve umut... Umut ise o anlardan binlercesinin var olduğunu bilmektir sadece...

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...
Shakespeare

2 yorum: