
Her insanın hayatında, dönem dönem değişse de, görmeye tahammül edemediği, nefret edilen bir ya da birden fazla kişi olmuştur. Bu kişilerin ortak özellikleri, beyinlerinin fındık büyüklüğünde olması ve kafatasının kalan kısmının sadece havayla dolu olmasıdır. Devasa boyutta bir boş alan olunca, kaçınılmaz olarak cereyanda kalan beyin, cerahatleşmeye başlar. Bundan mütevellit, boğazlarını sıkma isteği, yüzdeki sivilceyi sıkmak için duyulan dayanılmaz istekle hemen hemen aynıdır. Ne de olsa sivilce de bir çeşit cerahattir.
İlk görüşte bu tipleri normal bir insan zannedebilirsiniz. Hatta ne şeker!!! deyip, bağrınıza basasınız bile gelebilir. Ama yanılmayın, sevgili dostlar… Hatta inanmayın, bunların gülücüklerine… Çevrelerindeki normal insanlara bulaşan, onların hayatlarını işgal edip bezdirmekten zevk alan parazit benzeri yaratıklardan bahsediyorum. Tenya ya da bağırsak solucanı bile yanında halt etmiş…!
Yapıştığı insanı yiyip bitirene kadar peşini bırakmaz, bunlar. Gördüğünüz an, mümkünse olay yerinden hemen kaçın derim… Aksi takdirde, karşınızda Talking Heads’in Psycho killer’ını bulabilirsiniz.
Beyin yerine hava cıva olduğu için bu tiplerden kişilik beklemek de abestir… O yüzden bırakın, sonu ‘siz’ le biten her türlü sıfatı üstlerinde gururla taşısınlar. Kişiliksiz, karaktersiz, şahsiyetsiz, şerefsiz, meymenetsiz, cibilliyetsiz… gibi.
Bunlar kısaca, aptal olmalarına rağmen zekiyim diye geçinen, her salataya maydanoz olan, çıkarı için yapmadık şarlatanlık bırakmayanlardır... Ne mi yaparlar? Saymakla bitmez… Ama bir yerden başlamak lazım…
Biiiiiir çıkarı için başkasının hakkını yer…
İkiiiiiiiiii çıkarı için ihanet eder…
Üüüüüüç çıkarı için yalan söyler…
Dööööört çıkarı için yalakalık yapar…
Beeeeeeş çıkarı için dilenir…
Altıııııııııı çıkarı için satar, elinde ne varsa… Sevgisini satar… Sevdiklerini satar… Gururunu satar… Kendini bile satar…
Ve yediiiiiiii çıkarı için öldürür… Çıkar için, ölür…
Bir İsveç atasözünde şöyle der;
“Bazı insanlar bir kemik parçası için kendilerini köpek yerine koyarlar...”.
Eğer şimdi, burada, para hesabı yapmaya başlarsak; bu ‘bazı insanlar’ın ciğerinin beş para etmediği sonucuna varabiliriz.
Ayrıca üç kuruşluk adama beş kuruşluk değer verirsen, kalan iki kuruşun nereye gittiğini de eminim bilmeyen yoktur. Bu durumda üç kuruşluk kişiler için kelime ziyan etmek yerine, hepimizin sağlığı açısından bu yazıyı burada bitirelim.
Ama nokta koymadan önce içimde kalmasın, ‘canım bloğumdan’ son bir kez seslenmek istiyorum.
Sevgili dost, sözüm sana değil… Bu tiplere…! Yarası olan gocunurmuş… Gocunmak isteyen varsa, buyursun gocunsun…
Zekiyim diye geçinen, cerahat beyinliler… İğrenç kokunuzu artık her yerden alıyorum… Üstünüze kusmuyorsam, sebebi kusmuğuma yazık olmaması içindir…
Zafer kazandım sanan, irinleşmiş beyin… Senin hayatın, sanmaktan ibaret… Kim bilir gene ne sanıyorsun kendini…! Ama unutma ki; ‘Sular yükselince balıklar karıncaları yer. Sular çekilince karıncalar balıkları yer. Kimin kimi yiyeceğine de ancak; suyun akışı karar verir...’
Ohh be dünya varmış… Bıraktım kendimi suyun akışına… Hadi bana eyvallah…
Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın…:)
çok yapay yazılar, beğenmedim yazınızı ve yazılarınızı.
YanıtlaSil